Skip to main content

Her şey olabilecek kudrette bir ‘şey’: Yapraklar Evi – Mark Z. Danielewski

Uzun zamandır okuduklarım hakkında yazmadım, farkındayım. Zweig’in Freud’u, babamın ağır hastalığında, hastanede uzun süren refakatçi dönemime denk geldi. Enteresan bir denk geliş oldu. Özel bir seçim kesinlikle değildi. Üstüne Auster’ın 70. yaş sürprizi “4321”i okumaya başladım. 1000 küsur sayfalık, tuğladan büyük hayattan küçük bir kitaptı. Ama sonuçta bir “kitap”tı. Yapraklar Evi henüz Auster’ı yarılamışken geçti […]

Share
Devamını oku

Bu ne cüret!: Karanlıkta Dans – Karl Ove Knausgaard

Knausgaard’ın My Struggle (Kavgam) serisinin 4. kitabı Türkçe’de çıktı nihayet. Haydarpaşa’da Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği, muadili olmayan leziz kitap günlerinde 1. peron 1. stantta Monokl Yayınları ve tabii ki Karl Ove merhaba dedi bize. Knausgaardmania diye boşuna demiyorlar. Yaladık yuttuk tabi bir telaş satırları. Hoş, bu 4. kitabı çok beklemedik. Kasım’da elimize geçen 3. kitap Boyhood […]

Share
Devamını oku

Modüler Anormallikler Romanı: Vejetaryen – Han Kang

April Yayıncılık’ın neredeyse dünyayla aynı anda çevirip, yayınladığı Vejetaryen’i okumamın üzerinden bir kaç kitap geçti. Ancak kitap hakkında bir türlü yazmaya fırsat bulamadım. Fakat ne olursa olsun, bana göre bu kitap, hakkında yazılmaya da okunmaya da değer.  Han Kang ile ilk tanışıklığım pek çok Türk okur gibi çok ama çok yeni. Koreli bir kadın yazar […]

Share
Devamını oku

Hey Howey, yanına bizden biri geldi: Sıcak Kafa – Afşin Kum

Bilimkurgu benim okuma maceramda her zaman en üst sırada olmadı aslında. Olamadı demek daha doğru olur. Nitelikli ve gerçekten zevk alarak okuduğum sağlam bilimkurgu yazarlarının çoğu yaşamıyor artık. Yeni kitaplar da yazamıyorlar doğal olarak. Asimov, Huxley, Bradbury, Clarke, Douglas Noel Adams… İlk aklıma gelenler. Sonrasında bilimkurgu, Hollywood tarzı copy-paste’lerden öteye geçemedi kanımca. Ama 2016, benim […]

Share
Devamını oku

15 rauntluk maç: Müptezeller – Emrah Serbes

Hani yazmayı bırakmıştı, boks yapacaktı? Pek çok, çokbilmiş entelektüel(!) okur burun kıvırdıydı. Kimi küstüydü. Deliduman’a Selim İleri’nin düzdüğü övgüler bir anda unutulup (“Bütün kıskançlığımla başarınızı kutlamak zorundayım.” diye başlıyordu yazısı Selim İleri’nin), “pop” addedilip şöyle bir kenara konduydu kendi jenerasyonu olan azılı okurlar tarafından. Bense kararsızdım. Bir yandan “yazmayacağım artık, boksla ilgileneceğim” tavrını yüzeysel bulup […]

Share
Devamını oku

Güneşin altında yeni bir şey yok ama ‘daha’sı var: DAHA – Hakan Günday

Hakan Günday’ı tanımam etmem. Daha önce herhangi bir kitabını da okumuşluğum yoktur. OT’taki yazılarını kafama göre, başlığı dikkatimi çekerse okumuşumdur. Bilmem çok ayrıntılı kısaca. 2013’ten bu yana da her sene kitap fuarında Hakan Günday kitaplarının önünden kör-bakar geçer giderdim. Bir iki elime aldığımda da ‘pahalı yahu, şimdi yanmasın paralar’ der kıçımı döner yürürdüm. Geçtiğimiz 2015 […]

Share
Devamını oku

Tüm ilkelliği ve içselliğiyle karşınızda Bay Nagel!: Gizemler – Knut Hamsun

Bay Nagel’in o küçük Norveç kıyı kasabasına gelişiyle yaşanan olaylar silsilesi, hiç de öyle bildiğiniz gizemler gibi değil. Yani gökyüzünde aniden parlayan cisimler, vardan yok ya da yoktan varolanlara dair hikayeler beklemeyin. Bu “gizemler” göz önünde, ayan beyan ortada ama keşfedilemeyecek kadar derinliklerde. Her cümlesinde, anlattığı her öyküsünde bir başka Bay Nagel fenomeniyle karşılaşmanın dayanılmaz […]

Share
Devamını oku

Çifte mutluluğun kitap hali: OZ – Adam Fawer

Bu yıl okuma planlarım sıkça altüst oldu. Tam sıralamamı yapmışken araya bir sürpriz girdi. Grange’nin ‘Lontano’su, Knausgaard’ın ‘Aşık bir Adam’ı derken Fawer’ın OZ’unu görünce “hoppala!!” dedim. Fawer’ın Olasılıksız ve Empati kitaplarını elbette keyifle okumuş ve hayran olmuş idim. Ancak bu yeni kitabının adını duyar duymaz aklıma iki şey geldi: Birincisi tabii ki o efsane film […]

Share
Devamını oku

Gerilim bu kez katmerli!: Lontano – Jean-Christophe Grangé

Yanlış anımsamıyorsam, Kızıl Nehirler’i alıp, Grangé ile ilk buluşma heyecanını yaşadığımda yıl 2001’di. Üzerinden 15 sene geçmiş ve Grangé zaafım tüm diriliğiyle devam ediyor. Polisiye/Gerilim’in Fransız şövalyesi ve yaşayan efsane Grangé’nin her yeni kitabıyla bir başka kapıyı aralıyor, ayrı bir heyecan yaşıyorum. Hala! Crimson Rivers’ın kitabını okuyup ardından filmlerini izledikten sonra (Vincent Cassel ve Jean […]

Share
Devamını oku

Mutlu olmak için değil “mutlu anlamak” için okuyun: Gerçek Mutluluğun Metafiziği – Alain Badiou

Yani şunu demek istiyorum, “ay ne güzel isimli kitap, okuyayım da gerçek mutluluğu bulayım” diye okumaya niyetlenecekseniz vazgeçin. Yok öyle bir şey. Ama gerçekten mutluluk meselesine kafa yoruyorsanız, kendiniz ve etrafınızla ilgili hatta tüm yerküreyle alakalı sorgulamalarınız varsa Badiou’yla kafa açmanın ötesine geçebilirsiniz. Benim bu kitabı elime alıp okumamda bir kaç neden bir arada aslında. […]

Share
Devamını oku

Arınmak için: Çimlerin İntikamı – Richard Brautigan

Filler tepişir çimenler ezilir, sonra gelir o çimler intikam alır. Şaka değil Brautigan’ın öykülerinin her birinde leziz ve mis kokan intikamlar var. İrili ufaklı mini mini intikamlar, sıraya bile girmeye gerek duymadan neşeyle geziyorlar kırlarda, bayırlarda, göllerde, sokaklarda.   Güzel adam güzel öyküler yazınca okuması da ayrı bir keyif veriyor. Brautigan’a hayran olmamak elde değil. […]

Share
Devamını oku

Tek efendimiz, doğa: Biletiniz Buraya kadar – Romain Gary

Büyüdükçe anlama, algılama, düşünme biçimleri de değişiyor insanın. Okuduğun kitabın sana neler yapabileceğini bazen yaşın, yaşamışlığın belirliyor. Bu kitabı, 20’li yaşlarımda okusaydım bir ihtimal hafızamdan silinir gider ya da yarısından kıvrılmış bitirilmeyi bekleyen kitaplar arasında hüzünlü bir yerde duruyor olurdu. 40’ların ortasında ise bambaşka bir etkisi oldu, hiç düşünmediğim, aklıma gelmeyen meseleleri koydu önüme. Eh […]

Share
Devamını oku

Bazı kitaplar şifa verir: Aklım nereye gidiyor ellerim nereye? – Çiğdem Anad

90’lı yılların ortalarında Yeni Yüzyıl diye bir gazete çıkmaya başlamıştı. Bugünlerde yine niyet etti galiba bu gazete yayına… Lakin, o zamanki gazeteyle bugünün çok da ilgisi yok sanırım. Yeni Yüzyıl ilk çıktığı zamanlarda, kağıdı, baskısı, sayfa düzeni ile çok farklıydı ve ilgi çekiyordu. Yazarları da öyle. Can Dündar yazdıydı mesela Yeni Yüzyıl’da. Biz de o […]

Share
Devamını oku

Terapi gibi, kahkaha dolu büyük acı: Yalan-Roman – Emile Ajar

Ağır bir sinir krizi geçirmenin eşiğindeyim. Her şeyi anladım sanırım ve tamamen bilinçliyim. Zaten bu durum da bilinçliliğimin ispatı. Ajar öyle diyor. Ben de katılıyorum.  Yalan-Roman bitti. Taze taze yazıp, “okuyun” demek istiyorum. Okumanın da dışında bir şeyler yapılabilir belki bilmiyorum. Zaman zaman terapi niteliği taşıdığını düşünüyorum kitabın. Uzun zamandır bir kitabı okurken böyle kahkahalar […]

Share
Devamını oku

Biraz eko yapsa da adı var, hükmü var: Sıfır Sayı – Umberto Eco

Umberto Eco, önemli bir yazar ve düşünür. Eğer daha önce Eco kitabı okuduysanız bu kitabıyla ilgili ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Hayatınızda hiç Eco kitabı okumadıysanız ve işe son kitabı Sıfır Sayı’dan başlayacaksanız, benim yorumlarım sizin için çok da doğru olmayabilir. Umberto Eco’nun son romanı Sıfır Sayı’nın önce reklamlarını gördüm metroda. Hatta görünce “vay […]

Share
Devamını oku

Devrim olabilmek okumak ister: Mülksüzler – Ursula K. LeGuin

“Bir devrim nerden başlar?” diye sorarak başlar Kaan Koç, “Biraz Konuşmasak” şiir kitabının başında yer alan Sonsöz’ünde. “Bir devrim ‘birey’den başlar” cevabını o doğrudan vermez ama okuyup anlayan anlar. İşte Mülksüzler “bireylerin devrim olması” üzerine yazılmış bir baş yapıt olarak elllerimin arasında okunup bitti/başladı. Okuduktan sonra bitmeyen, aksine yeni başlayan kitaplar kategorisinde çok üst sıralardaki […]

Share
Devamını oku

Okumayalım da yakalım mı?: Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Aslında bir kaç haftadır yazacağım bu kitabı. Ama gündem izin vermiyor bir türlü yazmaya. Üstelik bu zamanlarla da çok alakalı kitabın ana fikri. Okumadıysanız mutlaka okumanızı önereceğim eşsiz bir anarşist bilim kurgu. Kitabın konusuna ve detaylarına çok girmeyeceğim ve lafı fazla uzatmayacağım. Ama özetle konu şöyle: Bir zaman düşünün artık hiç bir bina yanmıyor, yangınlar […]

Share
Devamını oku

üç kulhuvallah, bir hallelujah ya Dawkins: Merak Tutkusu – Richard Dawkins

Baştan anlaşalım, bu kitap Richard Dawkins’i tanımayanlar, kim olduğunu bilmeyenler, adını ilk kez duyanlar için biraz yabancı ve zor gelebilir. Ancak Richard Dawkins’i tanıyor, takip ediyor, okuyor ve anlıyorsanız benim gibi, okurken çok büyük keyif alabileceğiniz eşsiz bir dokümantasyon ya da belgesel-kitap diyebiliriz. Dawkins için en popüler ve kısa yoldan tanım ‘ateistlerin babası’ ve “çağımızın […]

Share
Devamını oku

Erkek adamın büyük başarısı: Dullar Kasabasından Masallar ve Erkekler Diyarı Tarihçesinden Notlar

Biraz seksist bir yaklaşım denilebilir “erkek adamın büyük başarısı” başlığına, ancak Kolombiyalı yazar James Cañón inanılmaz bir iş başarmış bu kitapta. Bir erkeğin, kadınları bu kadar iyi anlayıp, en derinlerine girerek böylesi ifade etmesi çok alışılageldik bir durum değil.  “Dullar Kasabasından Masallar ve Erkekler Diyarı Tarihçesinden Notlar” gibi uzun bir isme sahip bu şahane kitabı […]

Share
Devamını oku

Ölünün ardından konuşulur: Lennon anlatıyor

“Lennon’ı severim” cümlesi hafif kalabilir aslında müziğine, fikrine, zikrine, kaderine, kadersizliğine olan düşkünlüğüme bakılırsa… Ama en iyi de bu cümle ifade ediyor hissiyatımı. İnsan sevdiğinin kusurlarını görmek istemez, hele ki onu “kahraman”laştırıyorsa hiç dönüp bakmaz yanlış mıdır doğru mudur diye. Kör bir tutkuyla kapılır gider. “Imagine” dünyasında yaşar durur. Bu kitabı taaaa Kasım 93’te almışım […]

Share
Devamını oku