Skip to main content

Gerilim bu kez katmerli!: Lontano – Jean-Christophe Grangé

Yanlış anımsamıyorsam, Kızıl Nehirler’i alıp, Grangé ile ilk buluşma heyecanını yaşadığımda yıl 2001’di. Üzerinden 15 sene geçmiş ve Grangé zaafım tüm diriliğiyle devam ediyor. Polisiye/Gerilim’in Fransız şövalyesi ve yaşayan efsane Grangé’nin her yeni kitabıyla bir başka kapıyı aralıyor, ayrı bir heyecan yaşıyorum. Hala! Crimson Rivers’ın kitabını okuyup ardından filmlerini izledikten sonra (Vincent Cassel ve Jean […]

Share
Devamını oku

Şiir kitaptan okunur.

Bu işin doğasındandır, hala çoğu şair, şiirini kağıda kalemle yazar. İtiraz yok, bahsedilen “şair”dir, gerçek şair. Şiiri, üç beş piksellik caps’e sığdırmak ipek halıyla kıç silmeye benzer. Hele toplu şiirler adı altında web sitelerinde boy boy dolanan, adı sanı belli olmayan formatlara sokmak şiiri, işlenebilecek en büyük günahtır doğaya karşı. Şiir, kitapta durduğu gibi durmaz. […]

Share
Devamını oku

Oradan oraya savuran bir ‘meseleler kitabı’: Yalnızlık Ölümden Çok – Onur Orhan

Kendi jenerasyonumuz romancılarına yeteri kadar özen göstermediğimizi, okumadığımızı, okusak bile göz ucuyla burun kıvırarak ve eleştirmek üzere ‘göz gezdirdiğimizi’ düşünüyorum sıkça. Hoş, bu tavra neden olan ‘edebiyat’ adına fena halde ‘edebiyat’ yapan yazar taslakları da yok değil. Muhtemelen onlar neden bu duruma. Ancak yine de seçmek, ayıklamak, okumak ve okuduktan sonra da eğriye eğri doğruya […]

Share
Devamını oku

Bir tür kutsal kitap: İlk Anarşist Manifesto

Bu kitabı okumanızı, hatta etrafınızdakilerin de okumasını sağlamanızı ve hatta bütçeniz elveriyorsa satın alıp hediye etmenizi öneriyorum. İyi bir vatandaş olmak bunu gerektiyor bana inanın. İlk Anarşist Manifesto’yu; adını bir türlü telaffuz edemediğim, hem kitapta hem de internet sitelerinde isminin farklı yazıldığı Anselmo Bellegarrigue 1850’de yazmış. Kitabı okudukça bir çok satırın altını çiziyorsunuz dayanamayıp. Kitap […]

Share
Devamını oku

Yaşama daha sıkı tutunmak için: Ölümü Düşünmek – Vladimir Jankelevitch

Ölümle aramdaki mesafeyi kaldırmaya ne ara karar verdim bilmiyorum. Belki de çok yakın zamanda Anneannemin ölümü neden oldu buna. Ölümden korkmak, ölüm kaygısı yaşamak ya da sevdiklerimin ölümünü tahayyül edip endişelenmek yorucu ve yıpratıcı süreçler… Belki de yorulmak ve yıpranmak yerine ‘düşünmek’ ve olabildiğince anlamak istedim. Bir nedeni daha olabilir diye düşünüyorum, bu aradaki mesafeyi […]

Share
Devamını oku

Geç kalmış da olsanız, acımayın, okuyun: Sineklerin Tanrısı – William Golding

‘Aslında bu kitap lise yıllarında okunurmuş’, öyle diyor bilenler. Ancak ben yeni okudum. İyi ki de okudum ve hatta biraz iddialı olacak ama iyi ki şimdi okudum. Kitabı okurken, daha önce yine burada kısaca hakkında yazdığım Todd Strasser’in Dalga’sı geldi aklıma zaman zaman. Yine çocuklar, yine doğanın kanunları, yine yönlendirmeler, güdülmeler. İşin ilginç ve baştan […]

Share
Devamını oku

Zor mor okuyun! Bitirmeden vazgeçmeyin: Justine Erdemin Felaketleri – Marquis de Sade

Okuduğum en zor kitaplardan biri oldu Sade’ın Justine’i. Kötülüğe alışmanın doğallığını o kadar ‘doğal’ anlatmış ki… Justine, Sade’ın yayınlanan ilk kitabı ve bu kitap yüzünden 40 yıl hapishanelerde sürünmüş. Sadizm ve Sade alakasını üstünkörü ve genellemelerle (çoğu insan gibi) biliyordum ve bugüne kadar sadece Yatak Odasında Felsefe’sini okumuş, çok da üstünde durmamıştım. Sade’ın Justine-Erdemin Felaketleri’ni […]

Share
Devamını oku

Bitmemeliydi bu kitap. ’Onca Yoksulluk Varken’ – Emile Ajar

Bitirmemem gerekiyordu bu kitabı. Daha başlarken hissetmiştim başıma gelecekleri. Ama bitti. Bir kitap böyle bitirilir mi? En fazla göz pınarından iki damla yaş süzülür, hadi o da seni çok etkilediyse. Hıçkırıklara boğdu, yaptı bunu. Romain Gary’nin Emile Ajar takma adıyla yayınladığı, Türkçeye Vivet Kanetti çevirisiyle Agora Kitaplığı tarafından kazandırılan ‘Onca Yoksulluk Varken’den söz ediyorum. 1975’te Fransa’nın […]

Share
Devamını oku

Mesih İsa değil Nasıralı İsa üzerine dürüst bir kaynak: Zelot

Saramago’nun İsa’ya göre İncil’i hakkında yazarken söz etmiştim bu hikayeye olan merakımdan ve ilgimden… Okuyanus’dan çıkan Zelot’u görünce doğal olarak ilgimi çekti kitap, alıp okudum. Bir ara “giderek ilginçleşiyor kitap, okuduktan sonra hakkında yazacağım iki satır” demiştim. Sözü mü de tutuyorum. Zelot, İranlı akademisyen/din bilimci Reza Aslan’ın kitabı. Reza Aslan ve ailesi devrim zamanı İran’dan […]

Share
Devamını oku

“anlatılmaz okunur” kategorisinin ikinci kitabı: Saramago – İsa’ya Göre İncil

Bu hikayeyi 10’larca kez okudum, izledim, dinledim. Dünyanın en çok satan ve Tolkien’in deyimiyle dünyanın ilk ve en başarılı fantastik edebiyat örneği diye nitelenen bu ilahi ya da kutsal öyküyü her defasında başka anladım, başka dinledim. Kazancakis’in Günaha Son Çağrısı’ndan, Pilatus’a göre İncil’e, Jesus Christ Superstar’da Ian Gillan’ın eşsiz sesiyle insanın içini ürperten Gethsemane’inden orijinal […]

Share
Devamını oku

%100 dürüst yaşamak mümkün mü?

Sam Harris’e göre ‘evet’! Ekmek parasını her daim olmasa da sıklıkla ve gerektiği ölçüde tüketiciye söylediği Beyaz Yalan’larla kazanan biri olarak bu kitabı alıp okumaya karar vermem pek de kolay olmadı. Yalan değil! Kitap, bağıra bağıra söylemese de %100 dürüst yaşamak mümkün iddiasında. “Yemişim iddianızı” dedim ama bir okumadan da edemedim. Aslında, kitapta ilginç ve kıvrak […]

Share
Devamını oku

İnsanla deney yapılmaz! Tokat gibi.

Bayanlar ve Baylar, Todd Strasser – Dalga ile tanışın. 1981 yılında yazılmış ve ben yeni okudum. Evet ihtilalin çocuğu, Özal’ın genci, direne direne kendine gelen bir jenerasyonun üyesi olarak bu kitabı bilmiyordum.  Bu yıl ki kitap fuarında, adına mı, kapağına, kapağında yazan “bir kötülük deneyi” sözüne mi yoksa April’ın standınının enerjisine mi kapılarak aldım bilmiyorum […]

Share
Devamını oku

Hileye başvurmayan, ince iş gerilim-polisiye: AHLAKSIZ

Okur da kahramanlar da yazarın ne kadar “Ahlaksız” olduğunu kitabın sonunda anlıyor.  Panama yayınlarının giderek ilginçleşen gerilim-polisiye kitaplarından birini daha okuma listeme aldığıma pişman olmadım. AHLAKSIZ ya da orijinal adıyla Immoral, Brian Freeman’ın Macavity en iyi ilk roman ödülünü almış bir kitabı. Pek çok Amerikan Gerilim-Polisiye klişesini içinde barındırıyor, yalan değil. Ancak yazar kitabında zor […]

Share
Devamını oku

Bu temas da iz bıraktı.

Biraz Deliduman’ın cesareti, biraz ‘erken kaybedenler’in hatırına, yerli polisiye olmasına rağmen Emrah Serbes’in ‘Her temas iz bırakır’ını okuyayım dedim. Oysa Behzat Ç.’yi etrafımdaki pek çok kişinin ısrarına rağmen bir türlü izleyememiş, o zayıf, bıyıklı, çelimsiz adamın nasıl da fenomen haline geldiğine de anlam verememiştim. Deliduman sağolsun, tüm ön yargıları ve kokuşmuş ukala entellektüel dudak bükmeleri […]

Share
Devamını oku

Polisiye-gerilime iyi alternatif!

Ne zamandır, Dan Brown ve Grange’nin ötesine geçecek, yeni, farklı bir polisiye-gerilim yok diye sızlanırken, Panama’nın Polisiye-Gerilim kitapları arasına düştüm. Bir kaç kitap arka arkaya okuyasım var bu tarz. Ancak Önce James Carol’ın ilk kitabı Kırık Bebekler’iokudum. Kitap, yazarının ilk kitabı olmasına ve tüm o beklediğimiz Amerikan Polisiye-Gerilim klişelerini içinde barındırmasına rağmen farklı olmayı başarmış. Çok […]

Share
Devamını oku

Okuyun: Kıyamet – Andrej Nikolaidis

Sanırım ilk kez arka ve ön kapağında yazanlardan dolayı merak edip okuduğum bir kitaptan pişman olmadım. Andrej Nikolaidis ismini bir kenara not edin. Karadağlı gazeteci-yazar daha önce de (2011’de) Sin adlı kitabıyla Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü almış. Aslında kitabın içindeki öyküye dair çok şey anlatmak istemiyorum, ancak dil, zaman-mekan gidiş-gelişleri, olay kurguları, betimlemeleri bana ciddi […]

Share
Devamını oku

Paulo Coelho ‘Aldatmak’ üzerine iki çift laf.

Tatilde Paulo Coelho’nun son kitabı ‘Aldatmak’ okundu. Naçizane bir kaç yorum, okumayı düşünenlere bir kaç önerim var. Belki ‘hemen okumalıyım’, belki de ‘himm okuyacaktım ama bilmem ki’ diyeceksiniz. Bence okuyun. Okuyun ki tartışabilelim 🙂 Şimdi önce kitabın adıyla başlayalım… Kitabın orijinalini havaalanında  ‘Adultery’ olarak görünce dedim ki keşke ismini ‘Aldatmak’ gibi çok sıradan bir isim […]

Share
Devamını oku

Her kız çocuğu büyüyünce okusun: Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

Her kız çocuğu büyüyünce okusun: Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

Hiç bilmediğim, hiç yaşamadığım tecrübeleri okumanın verdiği keyif bambaşka… Emrah Serbes’in ‘erken kaybedenler’i böyle bir kitap. Erkek çocuk hikayeleri okuyorsunuz. Benim için çok çok yeniydi okuduklarım. 10 yaşında bir erkek çocuğunun gözünden bakabilmek, aklında dolaşan tilkilerin nasıl ayyuka çıktığını görmek inanılmaz eğlenceliydi. Kızlar okuyun, erkeklerin bilmediğiniz çocuk tarafındaki hikayelerinden zevk alacağınıza eminim… Erkekler, siz de […]

Share
Devamını oku

Hayal olanı gerçek olarak algılatma kemiğinizin olduğunu biliyor musunuz? Neden varım? – E

Hayal olanı gerçek olarak algılatma kemiğinizin olduğunu biliyor musunuz? Neden varım? – Emrah Akay

İşin gücün koşturmacanın içinde ancak 10 günde bitirebildim bu kitabı. Su gibi dili ve bilgisiyle, sabırsızlıkla okumak istediğim ve okuyamadığım anlarda aklımın onda kaldığı nadir kitaplardan biri oldu. Neden Varım?, ben diye başlayıp biz diye devam eden sorgulamalara ışık tutan şahane bir kitap. Yazarı Sevgili Emrah Akay‘ın dediği gibi 143 sayfa ama 143 kilodan da ağır. […]

Share
Devamını oku

Kürk Mantolu Madonna’yı okumak, yine okumak üzerine…

Bazı filmler vardır ya hani, zaman zaman, bir daha izlemek iyi gelir. Hatta bazen abartırım ben, yılda en az bir kere izlemezsem rahat edemediğim filmler de olur. Mesela LOTR üçlemesi (illa extension versiyon olacak) gibi 🙂 Tıpkı bu filmler gibi bazı kitaplar da tekrar tekrar okunmalı. Hele ilk gençlik yıllarında okunmuş, sonra unutulmuş kitaplar… Böylesi […]

Share
Devamını oku