Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. 2017 yılının hayatında iz bırakıp 2018’e yeniden doğar gibi bir başlangıç yapmasını istediğiniz biri varsa ona Yaşamak ve Sen’i hediye edin. Yaşamını hediye etmiş gibi olursunuz. Bu siz bizzat kendiniz de olabilirsiniz. Yaşamak ve Sen, Türk filozof Volkan Çelebi’nin ilk kitabı. Bana göre Türkçede yazılmış türünün ilk örneği. Devrimci ve yenilikçi. […]
Edebiyatın tehlikeli cadısı: Clarice Lispector / Benim Lispector’ım!
Bu yılın Haziran ayında Haydarpaşa’taki kitap günlerinde, Monokl standının yenilerindendi Lispector. Adını ilk kez orada duydum. Ukrayna asıllı Brezilyalı yazar Lispector’ı kuşkuyla elime aldım. Ah canım Haziran, hep sürprizleriyle geldi hayatıma. Lispector’da da aynını yaşattı bana. Önce ‘Yaşam Suyu’nu okudum. Muazzam bir iç ses hakimiyetiydi yakaladığım. Kıvrak, doğurgan ama bir o kadar da yok edici […]
Ortalık toz duman, haberiniz yok: Silo-Vardiya-Toz/Wool Serisi-Hugh Howey
Haziran ayından bu yana hiç mi kitap okumadım, hiç mi yazmaya değer bir şeyler bulamadım?! Elbette hayır, ancak 2017 Temmuz-Ekim ayları arası, kendi adıma yeni bir hayatı var etme telaşıyla geçti. Bu yüzden kitap önerileri biraz eksik kaldı. Fakat bu, ayrı bir yazının konusu olur, özetle “long story”. Şimdi asıl mevzu Howey. Hem asıl hem […]
Devlerin Aşkı: Pireler Terketmeden – Kaan Koç
Doğrusu bu ya, Türk şiirinin yeni nesil benzersiz kalemi “Şair” Kaan Koç’un “devcileyin” bir yazara dönüştüğüne tanıklık ettiğimi hiç fark etmemişim onca zamandır. Şiir kitaplarını ve söylenme kitabını kenara koyalım, dergilerde yazdığı yazılarını okurken, kimiyle cellalenip kimiyle derin derin düşüncelere dalarken anlamamışım olan biteni. İyi ki İthaki Yayınları bu işe el atmış da, Kaan Koç’un […]
Bu ne cüret!: Karanlıkta Dans – Karl Ove Knausgaard
Knausgaard’ın My Struggle (Kavgam) serisinin 4. kitabı Türkçe’de çıktı nihayet. Haydarpaşa’da Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği, muadili olmayan leziz kitap günlerinde 1. peron 1. stantta Monokl Yayınları ve tabii ki Karl Ove merhaba dedi bize. Knausgaardmania diye boşuna demiyorlar. Yaladık yuttuk tabi bir telaş satırları. Hoş, bu 4. kitabı çok beklemedik. Kasım’da elimize geçen 3. kitap Boyhood […]
“Çok yakın” tarihle “az yakın” tarihin fantastik aşkı: Taksim Bahçesi – Murat Arda
Hangimiz özlemedik o Haziran’daki Taksim Bahçesi’ni? Çok yakın tarihimizin en destansı zamanlarını, 2013 Haziranı’nı okumak, unutmamak, unutturmamak o kadar önemli ve değerli ki. Murat Arda’nın Taksim Bahçesi’ni bu yüzden okumak farz bir kere (edebiyatı, fanteziyi, dili, üslubu okuma nedeni olarak ayrı anlatacağım). Yaşadığımız o eşsiz “çok yakın tarihi” zihnimizde yeniden diriltecek, kalbimizin tekrar hızlı atmasına […]
Bugün hayatımın son anneler günü – Bir Twitter tefrikası
14 Mayıs 2017 Şu anneler günü ile ilgili biraz içimi döküp, ağzıma geleni söyleyesim var. Az biraz kafa ütüleyeceğim ama bana iyi gelecek bu iç dökme. Kürtaj olduğumda 19 yaşındaydım. Gençlik işte. Sevdik sevdalandık, bilemedik önünü ardını. Hata yaptık. “Anne” olmak ne demek anlayamazdık. Sonrasında evlenip 34 yaşımda, “anne” olacağımı öğrendiğim günü hatılıyorum. Dünyayı ben […]
Ben artık o kapının önünden desturla geçeceğim: Kan ve Gül – Alper Canıgüz
Kalp atışlarımın nasıl hızlandığını ve şu iki satırı yazarken sanki az sonra sahneye çıkacakmış ya da kameraların önündeymiş gibi heyecanlandığımı nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Belki hissettirebilirim. Cihangir’e taşındığımızdan bu yana geçen 7-8 oy verme maceramdan birinde, CNN International’a röportaj vermiştim, hani şu apar topar memleketten gönderilen CNN muhabiri Ivan’cığımıza. O zaman yaşadığım heyecan vardı. Bir yandan […]
Mideyi ikna eden kitap: Taşıdıkları Şeyler – Tim O’Brien
Konumuz savaş arkadaşlar. Böyle bildiğiniz toplu, tüfekli, kanlı, canlı, ölümlü, ölüm korkulu, parça tesirli, bombalı, falanlı filanlı savaş. Bugüne kadar istediğiniz kadar Hollywood usulü Vietnam filmi ya da ikinci dünya savaşı filmi izlemiş olun. Bu kitabın midenizde yaratttığı etkiyi bir başka şeyin yaratabileceğini sanmıyorum. En azından ben böyle hissettim. Geçen yılın sonlarında Mel Gibson’ın yönetmenliğini ve […]
Modüler Anormallikler Romanı: Vejetaryen – Han Kang
April Yayıncılık’ın neredeyse dünyayla aynı anda çevirip, yayınladığı Vejetaryen’i okumamın üzerinden bir kaç kitap geçti. Ancak kitap hakkında bir türlü yazmaya fırsat bulamadım. Fakat ne olursa olsun, bana göre bu kitap, hakkında yazılmaya da okunmaya da değer. Han Kang ile ilk tanışıklığım pek çok Türk okur gibi çok ama çok yeni. Koreli bir kadın yazar […]
Şiir gibi bilim kurgu: Geliş – Ted Chiang
Bilim kurguda jenerasyonumuzun sürprizleri bitmiyor. Distopyanın yeni dehası Hugh Howey’den sonra Monokl Yayınlarının biz okurlara hediyesi Ted Chiang oldu. Ted Chiang’ın The Stories of Your Life (Hayatının Hikayesi) adlı kısa hikayesi 2016’da “Arrival” adıyla film yapılınca, üstelik bu film 2017 Oscar’larında hatırı sayılır adaylıklar kazanınca, e bir de üstüne Monokl “Geliş” adıyla Chiang’ın öykülerini yayımlayınca […]
Okuması kolay, hazmetmesi zor: Sakın Zarar Verme; Hayat, Ölüm ve Beyin Hikayeleri – Henry
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; büyük konuşmak gibi olsa da diyeceğim: Bu kitabı okumamış herhangi bir doktor bana dokunamaz. Vücudumu kesip biçemez. Sadece beyin cerrahı değil, ameliyat yapan herhangi bir doktor eğer bu kitabı okumamışsa bana dokunmasına izin vermeyeceğim. İlk fırsatta başta jinekoloğum olmak üzere tüm alakalı olduğum hekimlerime de bu kitabı okutacağım. Okumayanla da ilişiğimi […]